‘AYDIN’ SIFATINA SAHİP ÇIKMAK
Nedir bu ‘aydınlarla’ olan derdim ben de daha tam anlayamadım. Herhalde sahip olduğum aşağılık duygusundan kaynaklanıyor olmalıdır. Son günlerde neredeyse bütün yazılarımda bu güruhtan bahsediyorum. ‘Rating’lerini yükseltenlerden biri de ben miyim yoksa? Pek sanmıyorum.
Ancak yine de bazı kişileri kızdırdığım kesin. Bu yüzden kimliksiz birkaç e-posta aldım. Gönül isterdi ki, böylesine serbest bir ortamda, eleştirilerini yöneltecek olanlar, kimliklerini açıklayarak tartışsınlar. Ama galiba bu medeni cesarete sahip olan insanlarla karşı karşıya değilim. Fikirlerimi buradan özgürce açıkladığım için peki ben enayi miyim? Olmadığımı düşünüyorum. Üstelik fikirlerimi burada açıklayarak muhtemel yanlışlarımın da düzeltilebileceğine inanıyorum. Elbette yapılacak ciddi eleştiri ve katkılarla. Yoksa kin kusmak, belki zaman zaman benim de yaptığım gibi çok kolaydır. Ama en azından ben dürüstüm. Kaçak güreşmiyorum. Neyse, bu ‘aydınları’ destekleyen bu kindar kişileri geçecek olursak, yeni bir sözde ‘aydın’ güruhu ile karşı karşıya bulunmaktayız. Aslında buna ‘yeni’ demek, ne derece doğru bir yaklaşım olur bilemiyorum. Çünkü geçmişe bakacak olursak, bu sürü ya da güruh gibi, pek çok sürü Türk ulusunun karşısına dikilerek, bugün yaptıkları gibi, PKK için aman dilemişler, hatta ve hatta devleti, teröre karşı savaştığı için kınamışlardır. Bu yüzden çok şaşırtıcı olmamalıdır. Ancak, bugünkü ile geçmiştekiler arasındaki bir farka dikkat çekmek gerekir. O dönemlerde terörist elebaşı Öcalan yakalanmadığı için ona değil, onun şerefsiz yandaşlarına af dileniyorlardı. Bugünse şerefsizin dik alası için af dileniyorlar. Hem de ‘Kürt aydınları’ olarak. Dikkatinizi çektiyse bu ‘aydın’ hareketleri bir silsile halinde Türk devletinin, Türk ulusunun karşısına bir düşman ordusu gibi dikilmektedir. İşin ilginç tarafı; bu ordunun, bu ülkenin ekmeğini yiyen (sömüren demek daha doğru olur) paralı askerlerden kurulu olmasıdır. Finansmanını AB’nin yaptığı ve Türkiye’ye saldırtılan bu ordu, tabansız ve tavansız olduğu için güruh olmaktan öteye geçememektedir. Bu yüzden de seslerini duyurabilmek için pek çok yabancı unsurdan beslenmeye çalışmaktadırlar. Ama pek çok zaman olduğu gibi, Türk medyasının bir bölümü bunlara hemen ‘aydın’ yaftasını yapıştırabilmektedir. Neye göre ‘aydın’ bunlar kardeşim? Neye göre? Ben neden ‘aydın’ değilim de, bunlar ‘aydın’? Bunların ‘aydınlık’ anlayışı nedir? Terörü destekleyen, masum insanların canlarını hiçe sayan bu hayvanların neresi ‘aydın’ ? Ne yapmışlar da ‘aydın’ olmuşlar? Milliyet, Hürriyet, Radikal gibi gazetelerindeki tetikçilerine ne verdiler de kendileri için ‘aydın’ sıfatını satın aldılar? Üstelik bir de ‘Kürt aydınları’ymışlar. Yanlarında kimler var? Hep tanıdık Türk kılığındaki Türkiye düşmanları. İki kelimeyi bile bir araya getirmekten aciz adamların geleneksel bölücü ağzı ile yazdıkları zırvalar ‘aydın açıklaması’ olup, bütün gazetelerde boy boy yayınlanırken, neden benim yazdıklarım yayınlanmıyor? Yoksa ben ve benim gibi düşünenler ‘aydın’ değil de, gerici, yobaz, faşist, karanlığın temsilcisi halk düşmanları mı oluyor? Bunu da söylerler ve buna da hiç şaşırmayız. Zaten memleketteki ulusçu tüm hareketler ‘Kavgam’la örtüştürülerek, ‘Faşizmin geri dönüşü’ olarak sunulmaya çalışılıyor. Ama bu numaranın tutmayacağını, eşek değil de gerçekten aydınsalar, anlamış olmaları gerekiyor. Bu konuda büyük bir şüphe duyduğumu saklayamayacağım. Ermenilere en büyük soykırımı yapanların Bizans olduğunu, yani bugün kendilerini Bizans’ın devamı sayan Rum ve Yunanların olduğunu bilmezlikten gelen, Türklerin ‘meşru müdafaa hakları’nı kullanmalarını katliam ve soy kırımı olarak niteleyen tarih ve Türk düşmanı zihniyetin Türkiye ayağını oluşturan bazı sözde akademisyen, sözde gazeteci ve sözde insanlar, Türk kılığına girip, ‘aydın’ sıfatını gasp ederek, kalleşçe Türkiye’ye saldırmaktadırlar.
Bunun bir diğer örneğini de Almanlar tescilledi. Bildiğiniz gibi, sözde Ermeni katliamını kınayan parlamentolarından sonra şimdi de özellikle Avrupa’nın muhtelif ülkelerinde arada bir çıkıp saldıran Orhan Pamuk'a Alman ‘dostlarımız’ bir ödül bahşettiler. Ödülün gerekçesine bakarsak, durumu çok daha iyi kavrarız; “Yazarın eşsiz hafızası ne kadar inatla büyük Osmanlı geçmişine (tarihine) kadar uzanıyorsa, o kadar korkusuzca, bugünün yakıcı konularını ele alıyor, insan ve azınlık hakları için çaba gösteriyor”. İşte durum bu. Kimin kime nasıl hizmet ettiği ortada. Bakınız Alman haber ajansı’nın konuyla ilgili yazdığı habere; “İstanbul’da yaşayan yazar, ‘Beyaz Kale’, ‘Benim Adım Kırmızı’ ve ‘Kar’ gibi romanlarla ünlü oldu. Türkiye’de 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni’nin öldürüldüğünü iddia ettiğinden bu yana, milliyetçi Türkler’in karalamalarıyla (düşmanca tavırlarıyla) karşı karşıya kaldı”. Buna ne diyeceğiz peki? Utanmazlığın daniskası mı? Yetmez sanırım. Ancak merak ediyorum; biz Türkler bir başka ‘barış ödülü'nü, Almanlar arasında bölücülük yaparak ve Almanlara hakaret ederek geçimini temin eden birine versek ne olurdu? Böyle bir haberi o zaman da yazabilirler miydi? Biz bunu yapabilir miydik bilinmez ama, satılmış medyamız adı geçen ödül sahibini manşetlere taşıma fırsatı buldu. Artık bunu iyi değerlendirirler herhalde. Artık, Türk toplumunun uyanıp, bu kap kaççıların gasp ettiği ‘aydın’ sıfatına sahip çıkmasının zamanı gelmiştir. Bu sıfat bu kadar ucuz değildir. Ağzına demokrasi, insan hakları, azınlıklar, halkların kardeşliği gibi kelimeleri alan herkes bu sıfatı kullanamamalıdır. Bu sıfatı kazanmak için sloganlar değil, eserler ortaya konmalı ve değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmeyi yapacak olan kim? Medyada hasbel kader bir yer edinmiş olan dangalaklar değildir herhalde. Umarım, Türk ulusu, hem bir an evvel sapla samanı ayırmaya, hem de bu propagandistlere hak ettikleri cevabı vermeye muktedir olduğunu en kısa zamanda gösterir. Yapılması gereken, sadece geçmişteki aydınlarla, bugün ‘aydın’ diye pompalanan bazı zibidileri karşılaştırmaktır. Aradaki kalite farkı oldukça etkileyici olacaktır, emin olunuz… Bilinmelidir ki, geçmişi olmayanın, geleceği de olmayacaktır…
Hakan Cem Işıklar 23 Haziran 2005
Görsel Malzemeler için kullanılan kaynaklar: Adı bizde saklı terör içerikli genel ağ sayfaları (M.Ali Birand ve Öcalan) http://195.67.79.66/ (Orhan Pamuk)