İRAN’IN SEÇİMİ VE İRAN MEDYASI
Bugün değişik bir açıdan İran ve İran’daki seçimler hakkında birşeyler karalamak arzusundayım. Malumunuz olduğu üzre şu günlerde medyamız bu konuda büyük bir hassasiyet göstermiş bulunuyor. Medyamızın çoğunluğunu teşkil eden ve sadece 1+2 (artı özellikle belirtildi) gruba bağlı yayın organlarındaki köşebaşı tutucular , İran’da aşırı muhafazakar Mahmut Ahmedinecad’ın cumhurbaşkanı oluşunu büyük bir üzüntü ile karşıladı. Bahse konu köşecilerimizin üzüntüsü neden zuhur etti bilinmez ama mutlaka, Haşimi Rafsancani ile Ahmedinecad* arasında oldukça bariz farklar olduğunu düşünüyor olmalılar. Ancak bu kadar yazan adamın içinde, bu farkı açıkça belirten birine henüz rastlayamadım. Ya her konuda yaptıkları gibi ideolojilerinin ve at gözlüklerinin esiri oldular ya da hakikaten İran hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. İran bilindiği gibi bir İslam Cumhuriyeti iddiası ve devrim yasaları ile yönetilmekte olan bir ülkedir. Dolayısıyla bu ülkede yapılmış olan seçimleri en açık ifade ile “atanmışlara (-ki buna derin devlet de diyebiliriz) itaat edecek yöneticilerin” belirlenmesi olarak tanımlayabiliriz. Bu ülkede cumhurbaşkanı, kabine ve meclis seçimle işbaşına gelirken, Danışma Meclisi ve Koruyucular Meclisi seçim ve atamanın
iç içe geçtiği bir sistemle oluşturuluyor. Ve elbette tüm bu kurumlar, doğal olarak İran’daki dini lidere, yani anayasa ve dolayısıyla Ayetullah Humeyni’nin görüşleri doğrultusunda hareket eden Ali Hamenei’e bağlı hareket etmek zorundadırlar. Buraya kadar anlattıklarım umarım sistem hakkında yeterince açıklayıcı olmuştur. Bu sisteme bakarak her kim kazanırsa kazansın bizler için herhangi bir biçimde siyasi kazanç-kayıp ve sevinç-üzüntü doğmaması gerekir. Yani kimse anlamsız gözyaşı dökmeye kalkmasın? Burada göz yaşı dökülecek bir tek konu vardır Türkiye açısından. Güney Azerbaycanlı Türkler. İran toplumunun yarıdan çoğunu oluşturduğu iddia edilen soydaşlarımız. Ancak bugün bakıyoruz ki; İran Türkleri sindirilmiş, ezilmiş ve bir kenara itilmiş durumdadırlar. Sözde Müslüman olan İran, Türkleri değil, Ermenileri kendine çok daha yakın hissediyor. Ermeniler istedikleri gibi davranmaya muktedirken, Türkler yaptıkları her gösteriden sonra birçok gözaltı ve soruşturma ile uğraşmak zorunda kalıyor. Bu konuda daha yazılacak çok şey var ama biz bugünkü konumuza dönelim. İran’dan bir dostumun bana verdiği bilgilere göre; İran’daki bazı Türk şehirlerinde ilk turdaki oy kullanımı oranları şu şekilde gerçekleşti: Tebriz %42, Erdebil %52, Urmu (Urumiye) %49… Yine bu
oranların, ikinci turda neredeyse 15 puan kadar da düştüğünü öğreniyoruz. Yani Türkler seçimlere gerektiğince iştirak etmiyorlar ya da buna gerek duymuyorlar. Neden? Çünkü al birini vur ötekine. Ancak bu defa, Ahmedinecad’ın, Türklere daha çok vurabileceği konuşulmaya başlandı. Türkler bu nedenle İran’da endişeli. İran’daki seçim yaşının 15 olması nedeniyle hayli yüksek bir seçmen sayısından bahsetmek gerekiyor. Ancak dikkat çekici olan şey; iki rakibin, Rafsancani ve Ahmedinecat’ın seçime katılımlarla ilgili görüşlerinin ortak olması, memnunluk belirtmeleridir. Demek ki bu seçimlerde kullanılan oy sayısı ile ilgili spekülasyon yapmak doğru değil. Görünen o ki; al gülüm ver gülüm sona ermiş. Köylü köyüne evli evine dönmüş. Bizim bu açıdan tartışacağımız pek bir şey kalmamıştır. Karikatür Gibi Bir Anket
Şimdi gelelim İran’daki medyaya. İran basını yaptığı yayınlarda özellikle seçimlere katılım oranını vurgulayarak, seçimlerdeki ‘demokratik’ havayı belirtmeye çalışıyor. Bu yayınların genelinde belki de Avrupa ve ABD’ye bir mesaj verilmek isteniyor. Ancak ABD düşmanlığı yapılan ülkelerde ne hikmetse hep ABD çıkarları mevcut oluyor. Bunların örneklerini 60 yıldır çok net olarak görmekteyiz. Sonuçta, ABD düşmanlığı yapılan ülkeler ya ABD tarafından bizzat saldırılarak işgal ediliyor ya da sömürülerek tüketiliyor. Belki bu ülkeler arasına AKP iktidarının Türkiyesi bile dahil edilebilir ama bizim konumuz İran. İran'da gerçekten de bir ABD karşıtlığı var gibi görünüyor. Ama bunun yanında başta Kürtler ve kuzeydeki Türkler'in ABD'ye hiç de düşmanca baktıklarını söyleyemeyiz. Herkesin ayrı bir umudu var bu saldırgandan. Bunlarında farkında olmak gerek. Çünkü bölgedeki
siyaset, ne bir tek seçimle, ne de bir tek müdahale ile şekillenmiyor. Uzun vadeli ve sinsice oluyor. Konumuzdan sapmaya başladım galiba, kusura bakmayın. Toparlayayım hemen. İran medyası dedim ya. Yani İran devletinin kontrolündeki tam bağımlı medyayı kastediyorum. Belki de başlı başına bir araştırma konusudur. Başlıkta da belirttiğim gibi, bugün beni hem güldüren, hem de düşündüren karikatür gibi bir anketle karşılaştım. Nerede mi? İran İslam Cumhuriyeti’nin 25 ayrı dilde yayın yapan Radyosu’nun resmi genel ağ sayfalarında**. Bu anket koskoca bir İran medyasının genel anlayışını ortaya koyar mı bilinmez ama çok da kötü bir örnek olarak seçilmiş olamaz diye düşünüyorum. Bakınız şu sözde ankete; "Amerika'nın tüm karalama ve baskılarına rağmen İran halkının seçimlere yüksek katılımı" a) Amerika'nın yenilgisidir, b) İran halkının galibiyetidir c) İslam nizamı sağlam temeller üzerindedir, d) İran'da demokrasinin zaferidir. Ne yazabiliriz ki bunun üzerine? Bence bu anketin kendisi, İran’da demokrasi anlayışının bir zaferidir… O veya bu yok! Seçimler her halukarda İran devletinin istediği şekilde değerlendirilecektir. Hem de Türkçe yayın yapılan bir genel ağ sayfaları üzerinde. Bundan böyle, AKP’ye yalakalıkla suçlanan TRT’ye kurban olalım ve bu muhteşem demokratik anketin sonuçlarını merakla bekleyip görelim. Be hey Türk medyasının çok bilen kalemleri, şimdi anladınız mı İran’daki seçimleri. Bu anketten bizim bilemediğimiz bir farkı mı var yoksa? Keşke yanıt verecek olan birileri çıksa…
Hakan Cem Işıklar 26 Haziran 2005
*Ahmedinecad: Ahmedgil, anlamındadır. Ayrı değil, birleşik yazılır. ** Bahse konu genel ağ sayfaları için: http://www.irib.ir (Islamic Republic of Iran Broadcasting)
Görsel Malzemeler için kullanılan kaynaklar: Fars News Agency - Fars Haber Ajansı (Haşimi Rafsancani ile Mahmud Ahmedinecad) http://www.irib.ir (Ali Hamenei'in iki ayrı fotografi ve anketlerin görüntüleri)