ERMENİSEVİCİLER VE TÜRKİYE

        Son dönemde görüldüğü gibi birçok sözde Türk aydını “Ermenisevicilik” yapmaktadır. Ermenisevicilik kavramı sizin de takdir edeceğiniz gibi bizim kendimize has kavramlaştırma alışkanlığımızdan türemektedir yine. Bu kavramla aslında ne demek istediğimizi anlıyorsunuzdur, ama yine de küçük bir açıklama ile durumu diğerlerinden ayırt etmemiz gerekir. Ne tam “Ermeni ‘nekrofili’si”, ne de  ‘Ermeni severlikle’ açıklayamayacağımız bir durum söz konusudur bizce. Bu yüzden anlamı biraz daha geniş olabilecek ‘Ermenisevicilik’ kavramını kullanmaya karar verdim. Bununla, geçmişte yaşamış Ermeniler üzerinden siyaset, hamaset ya da ticaret yaparak kazanç sağlamaya çalışanları kastettiğimizi belirtmemiz gerekir.
        Tabii durumun vahameti, Ermeniseviciliği başta da söylediğim gibi bazı sözde Türk aydınlarının yapıyor olmasındadır. Önümüzdeki günlerde Boğaziçi Üniversitesi'nde toplanmaya başlayacak olan Alternatif Ermeni Konferansı belki de bunun en bariz örneğidir. Aslında bu Ermenisevici tanımlamasını Ege’de Casus Belli adlı kitabımda yapmıştım ilk olarak. Ancak, sevgili üstadım Mete Belovacıklı bu tanımlamanın orada kullanılmasının çok da uygun olmadığını söylemiş ve tabii olarak da kitaptan çıkartmıştık. Şimdi görmekteyim ki Belovacıklı çok haklıymış. Çünkü Türkiye’de Ermeniler üzerinden menfaat sağlamaya çalışan bu tanıma çok daha uygun aydınlarımız varmış. Zaten o kitaba yazsaydık biz mahçup olurmuşuz. O zaman da, “Siz Yunan aydınlarını bu şekilde eleştireceğinize, kendi aydınlarınıza bakın” diyeceklerdi haklı olarak. Nitekim kendi aydınlarımıza sorgulayıcı yaklaşımımızı orada yine de esirgemedik, ama yine de kimseye malzeme vermiş de olmadık doğrusu. Neyse uzatmadan geçeyim artık.
        Öğrendiğim kadarıyla bu konferans çetesinde ; Şerif Mardin, Halil Berktay, Selim Deringil, Murat Belge, Mete Tunçay, Osman Köker, Fikret Adanır, Fatma Müge Göçek, Nazan Maksudyan, Hakan Erdem, Akşin Somel, Oktay Özel, Edhem Eldem, Meltem Toksöz, Stefan Yerasimos, Nesim Şeker, Rober Koptaş, Elif Şafak, Taha Parla, Fuat Dündar, Taner Akçam, Sarkis Seropyan, Fethiye Çetin, Cevdet Aykan, Gündüz Vassaf, Metin Kunt, Ayhan Aktar, Erol Köroğlu, Baskın Oran, Nükhet Sirman, Hrant Dink, Ferhat Kentel, Karin Karakaşlı, Ali Bayramoğlu, Etyen Mahçupyan, Ahmet İnsel, Murat Paker, Şahin Alpay, İsmet Berkan, Ahmet Hakan, Oral Çalışlar, Kürşat Bumin, Fehmi Koru, Üstün Ergüder, Esra Çuhadar Gürkaynak, Cem Özdemir, İlter Türkmen ve Turgut Tarhanlı gibi isimler yer alıyor.
        Şimdi bu isimleri tek tek incelersek birkaç istisna hariç ne cevherler çıkar, tahayyül bile edemiyorum, belki de etmek istemiyorum. Buna şimdilik gerek de yok. Sadece konferansı düzenleyenlerin niyetlerini ortaya koymak açısından dikkat çekmek istediğim nokta; genel olarak katılımcıların sadece belli çevrelerden özenle seçilmiş olmalarıdır.
        USAK(Uluslar arası Stratejik Araştırmalar Kurumu)’tan Dr. Nilgün Gülcan, organizatörlerin katılımcıları resmi görüşü sorgulayan kişiler olarak nitelemesine şu şekilde karşılık veriyor; "Çok doğru söylüyorlar. Bu kişilerin büyük çoğunluğu Türkiye'nin resmi görüşünü sorgulayan kişiler. Fakat Ermenistan'ın resmi görüşünü sorgulamayan kişiler. Yani yine resmi görüşten kurtulamayan kişiler. Türkiye'de Ermeni yanlısı olmak kolaydır. Acaba bu beyefendiler Ermenistan'a gidip Ermeni resmi görüşünü sorgulayabiliyorlar mı? Ermenistan'da, ya da Ermeni diasporasında farklı düşünmek imkansızdır. Türkiye'de ise her şey serbesttir. Eğer 'bilimsel' kelimeleri seçer iseniz ülkenize de insanınıza da hakaret edebilir, üstelik bir de alkış alabilirsiniz. Tebrik ediyorum". (http://www.usakgundem.com/haber.php?id=183)
        Bana göre bu faaliyetlerle varılmak istenen amaç; Türkiye bağlantılı ve hayatta olan Ermenilere mal-mülk vs. gibi gerekçelerle tazminatları gündeme getirerek Türk halkını bu düşünceye alıştırmak ve sonunda da devlete bunları ödetmektir. Daha sonra da nihayi hedef, yine Türkiye bağlantılı ama Türkiye dışındaki soydaşlarına sözde soykırımı tazminatlarını ödettirebilmektir. Hata yaptığımı mı sandınız. Hayır yapmadım. Elbette onların soydaşları. Bu düşünceleri yaymaya çalışan Türk görünümlü sözde aydınlar, ancak onların soydaşları olmalıdır ki, bu kadar teşkilatlı bir harekete öncülük edebilsinler.
        Tabii böyle bir organizasyonun engellenmesini sağlamak bugünkü şartlarda mümkün değil. Mevcut hükümetin gazeteci kılığındaki sivil sözcülerinin bile yer aldığı bu konferanstan en azından halkın haberdar edilmesi bir zorunluluktur. Takdir edilir ki, alçaklık ve hıyanet sözde aydın pompalamasıyla gizlenmeye çalışılmaktadır bu ülkede. Bu nedenle Ermeniseviciler rahatlıkla atlarını koşturabiliyorlar Türk bozkırlarında… Ne de olsa müstakbel AB üyesi değil miyiz?

Hakan Cem Işıklar
23 Mayıs 2005

Not: 25 Mayıs'ta B.Ü.Rektörlüğü, "Ermenisevici Çete"nin konferansını ertelediğini ilan etti. Belki bu da seslerinin daha canlı çıkması için düşünülmüş bir taktiktir. Belki de AB'ye şikayet vesilesidir.


Görsel Malzeme için kullanılan kaynak:
http://www.finaid.boun.edu.tr (Boğaziçi Üniversitesi Binası)