MEYDAN OKUMA ve ERTELEMEYE KINAMA
Bilimadamı mı, kışkırtıcı mı yoksa ASALA Militanı mı belli olmayan adamın biri meydan okuyor. Bu cesareti nereden alıyor? ‘Pamuk’ denen finonun etkisi altında galiba. Ama Pamuk en azından dışarıda havlıyordu. Bu ve benzeri sahipli itler içeride de havlamaya başladı. Havlamaları sadece gürültü kirliliği yaratırken, pislemeleri çevre kirliliği de yaratıyor. Bunları belediyelerin hayvan barınaklarındaki gibi masum hayvanlarla da karıştırmamak gerekir. O yüzden devletin kesesinden yedikleri mamaları en doğru yol bulunarak kesilmelidir. Özel barakalarda koruma altına alınanların da sahipleri için vergi denetimini ağırlaştırmak gerekir. Öyle görünüyor ki bu ve benzeri mahlukatın kontrol altına alınması ancak bu yollarla gerçekleşebilir. "Burada Türkiye’nin demokrasisini görüyoruz aslında, buna bile tahammülleri yok... Ama bakın daha neler olacak? Onlara da sıra gelecek ama altından kalkamayacaklar, bu konferansta tartışılanlardan sonra" diyor. Cürete bakın hele, cürete… Sadece devlete değil, millete, bilime ve tarihe de meydan okunuyor? Ne de olsa koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi, bilimadamı sıkıntısı çektiğimiz yerde de bu gibi mahlukata akademisyen diyoruz galiba. Daha önce belirttiğim gibi bu meselenin yansımalarının olacağı belliydi. Bu ertelemeyi kendi amaçları için bir malzemeye çeviren sözde aydınların konuyla ilgili açıklamasını aşağıya alacağım. Ayrıca, bu açıklamaya aşağıda adları yazılan sözde aydınların yanı sıra, malum “köşe başı yazarları”nın da destek verdiğini belirtmem gerekir. Anlaşılan, herkes kendine göre bir malzeme bulmuş bu meselede. Kimi maddi, kimi manevi tatmin peşinde olan bu tür güruhların sözde bilim adına konuşuyor olmaları da, Türkiye’nin neden bilimsel çalışmalar konusunda, ilerlemiş ülkelerin çok çok gerisinde kaldığını göstermektedir. Şimdi gelelim ‘bilim’insanlarının bilim dolu açıklamalarına.
"25 - 27 Mayıs tarihleri arasında BÜ’de yapılması planlanmış olan, Bilgi, Boğaziçi ve Sabancı Üniversiteleri öğretim üyelerinin ortaklaşa düzenlediği ‘İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları’ başlıklı konferans hakkındaki resmi açıklamalardan ve bunun üzerine konferansın ertelenmiş olmasından dolayı kaygı duymaktayız. · 24 Mayıs tarihinde Adalet Bakanı ve bazı milletvekillerinin henüz yapılmamış bir konferansla ilgili beyanları düşünce ve ifade özgürlüğüne bir saldırı mahiyetindedir. Üstelik henüz ifade edilmemiş düşüncelerin engellenmeye çalışılması, durumu daha da vahim bir hale getirmektedir. Bu durum Türkiye’de düşünceyi ifade konusunda yapılan reformların lafzına ve ruhuna temelden ters düşmektedir. · Hangi konuların kimler tarafından ve nasıl tartışılacağına akademik kurullar tarafından karar verilmesi, bilimsel özerkliğin esasıdır. Bu nedenle üniversite öğretim üyelerinin düzenlemiş olduğu bilimsel toplantılara her türlü siyasi müdahaleyi şiddetle kınıyoruz. · Henüz gerçekleştirilmemiş bir bilimsel toplantıya atfen, kurumları ve kişileri hükümet adına ve meclis kürsüsünden ’hıyanetle’ itham etmek, kişi ve vatandaşlık haklarına yönelik ağır bir saldırıdır. · Son günlerde hükümet ve TBMM’deki muhalefet, Ermeni sorununun bilimsel ortamlarda ve kamuoyunda tartışılmasını resmi politika olarak sunmaktadır. Bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bilimsel bir toplantı hakkındaki beyanlar, söz konusu politikayla açıkça çelişmektedir. Sonuç olarak, bu konferansın ertelenmesinden üzüntü ve kaygı duyduğumuzu belirterek konferansın bir an önce BÜ’de gerçekleştirilmesini istediğimizi kamuoyuna duyururuz." Yukarıdaki ‘bilim’ fışkıran bildiriye imza koyan ‘bilim’insanlarımız aşağıdaki gibidir;
“A.Sumru Özsoy, Abuzer Yakaryılmaz, Ahmet Ersoy, Ali Kerem Saysal, Ali Tamer Ünal, Arzu Öztürkmen, Arzu Ünal, Aslı Göksel, Aybek Korugan, Aydan Gülerce, Ayfer Bartu Candan, Ayfer Hortaçsu, Ayşe Buğra, Ayşe Mumcu, Ayşegül Toker, Balkız Öztürk, Banu Olcay, Belkıs Halfon, Beste Yolcu, Betül Tanbay, Biray Kırlı, Burak Gürel, Burcu Ciğerli, Bülent Sankur, Caner Doğan, Cem Behar, C.Emre Alper, Cengiz Kırlı, Cengiz Şişman, Ceyda Arslan, Cüneyt Argun Genç, Çiğdem Kafescioğlu, Deniz Yonucu, Dilek Çankaya, Emre Otay, Eser Taylan, Esin Saraç, Esra Battaloğlu, Esra Mungan, Eşref Eşkinat, Evren Yalaz, Faruk Birtek, Fatma Gök, Ferhunde Özbay, Ferit Öztürk, Fikret Adaman, Funda Kurtuldu, Gökhan Gökçen, Gökhan Özertan, Gül Sosay, Gülen Aktaş, Güler Fişek, Güliz Elal, Gün Kut, Gürol Irzık, Hakan Yılmaz, Halim Kara, İrene Benias, Işıl Baş, İlhan Or, İsmail Kaplan, Jale Karabekir, Karanfil Soyhun, Kıvanç İnelmen, Kuban Altınel, Kunt Atalık, Kuyaş Buğra, Melis Kartal, Melissa Bilal, Meltem Ahıska, Meltem Kelepir, Meltem Toksöz, Metin Arık, Mine Nakipoğlu, Muhittin Mungan, Murat Gülsoy, Müfide Pekin, Nadir Özbek, Nazan Üstündağ, Neşe Bilgin, Nevra Necipoğlu, Nilüfer Yıldız, Nur Gürani Arslan, Nuri Ersoy, Nüket Esen, Nükhet Sirman, Olcay Akyıldız, Özlem Tuna, Pelin Başaran, Pınar Yolum, Reşit Canbeyli, Rıfat Okçabol, Seçil Yılmaz, Selin Şen, Selma Özkoçak, Serra Müderrisoğlu, Sude Beltan, Şemsa Özar, Şevket Günter, Tunga Güngör, Ulaş İm, Ünal Zenginobuz, Vangelis Kechriotis, Yaman Barlas, Yasemin İpek, Zafer Yenal, Zeynep Gambetti, Zeynep Sabuncu, Zeynep Uysal.” (Kaynak: Aygazete) Bilimsel özerkliği ne manada değerlendirdikleri, malum girişimlerinden açıkça belli olan bazı Taşnak destekçileri, neden bu ‘bilim’ çalışmasına Ermenilerin yaptığı vahşet konusunda derin bilgi ve belgeye sahip kişileri davet edemediler? Mertlik namertlik birbirine karışmış gidiyor memlekette. En azından, Türk milletinin ödediği vergilerle karnını doyurup, bilimadamı kılığındaki Ermenisevici sözde akademisyenler yediklerinin diyetini ödesin. Rahmetli Sabancı bugünleri görseydi, bugünkü Sabancılar gibi, bu çeteye hiç müdahale etmeden mi dururdu? Merak ediyorum. Sakıp Ağa’yı tanımayanlar belki de bu ailenin Hacın’lı olduğunu sanır… Bu yurdun toprağı ne bereketli ki, şerefli-şerefsiz ayırt etmeden herkesi doyurabiliyor… Kıymetini bilene…
Hakan Cem Işıklar 26 Mayıs 2005
Görsel Malzemeler için kullanılan kaynak:
http://www.yesil.org (Çetecilerin Silahları)